CMK’da Koruma Tedbiri olarak YAKALAMA:

Yakalama, bir kişinin hakim kararı olmaksızın geçici bir süre için özgürlüğünün kısıtlanması demektir.

“Kişi hürriyeti ve güvenliği”hakkı, Anayasamızın 19.maddesinde düzenlenmiş,aynı maddenin 2.fıkrasında ise, “tehlikeyi önleme”, “küçüğün korunması”, “tehlikeli olan akıl hastasının yakalanması” gibi önleyici, suçluluğu hakkında “kuvvetli belirti “ bulunan kişilerin kaçma veya delilleri karartma şüphesiyle yakalanabilecekleri gibi adli gerekçelerle sınırlama alanları belirlenmiştir.

Önleme yakalaması ve muhafaza altına alma Jandarma veya Polisin idari görevleri arasında olup, yasal dayanağını Polis Vazife Selahiyet Kanunu ile Jandarma Teşkilat Kanunundan almaktadır.

Konu bakımından üzerinde durulması gereken adli yakalamadır. Tutuklamanın mümkün kılınması ve dolayısıyla ceza muhakemesinin salahiyetli ve emniyetli yapılabilmesi gayesi ile veya henüz bir tutuklama kararı verilmeden önce şüpheli veya sanığın kişi hürriyetinin kaldırılmasına “adli yakalama” denir. Yakalama, bir ceza olmayıp koruma tedbiri ve ceza muhakemesi hukuku işlemidir. Yakalama yapılabilmesi için bir suçun işlenmiş olması gereklidir. Kişi hürriyetinin hakim kararı olmadan sınırlandırılması sonucunu doğurduğundan ancak zorunlu hallerde haklı görülebilir. Geçici mahiyette olması da bunun içindir. Hakim huzuruna çıkarıldığında tutuklama kararı verilmemesi halinde derhal sona erer.

Soruşturma evresinde çağrı üzerine gelmeyen veya çağrı yapılamayan şüpheli hakkında, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine Sulh Ceza Hakimi tarafından yakalama emri düzenlenebilir. Ayrıca tutuklama isteminin reddi kararlarına karşı itiraz halinde, itiraz mercii tarafından da yakalama emri düzenlenebilir. (CMK. 98/1) Yakalanan kişi kolluğun elinden kaçarsa, kolluğun verebileceği yakalama emriyle (CMK. 98/2) yakalanabilir.

Yakalanan kişinin hukuken“gözaltına alınma”statüsünde olabilmesi için, Cumhuriyet savcısı tarafından ayrıca bir gözaltı kararı verilmesi gerekir.

Adli Yakalama Türleri:


a) Suç üstü hali:
 Suçu işlerken rastlanan faili herkesin geçici olarak yakalama yetkisi vardır. (CMK. 90/1) “Herkes” kavramına suçtan zarar gören veya sıfatı ne olursa olsun diğer kişiler, görevli olduğu yer dışında olsa da jandarma ve polis memurları dahildir.

b) Tutuklama kararı düzenlenmesini gerektiren ve gecikmesinde sakınca bulunan hallerde kolluk görevlilerince yapılan yakalama:
 Bu durumda birinci koşul, tutuklama veya yakalama emri düzenlenmesini gerektiren bir halin varlığı,ikinci koşul, “gecikmesinde sakınca bulunan bir hal”den söz edilmesi, üçüncü koşul ise, kolluk görevlisinin o an için Cumhuriyet savcısına veya amirlerine derhal başvurma olanağının bulunmamasıdır. Bu üç şartın bir arada bulunduğu durumlarda, kolluk görevlilerinin “suç üstü fiiller dışında da” kendiliğinden (re’sen) yakalama yetkisi doğmaktadır (CMK. 90/2). Bu yakalama işlemi aleni yerlerde yapılabilir. Evde, konutta yakalama yapılması “arama”mahiyetnde olup arama kurallarına tabiidir.

c) Kesinleşmiş hapis cezasının infazı için yakalama: 
Kesinleşen cezaların infazının sağlanması bakımından Cumhuriyet savcısı, hükümlü hakkında yakalama emri düzenleyebilir.

Görüldüğü üzere, adli yakalama halleri özgürlüğü kısıtlayıcı koruma tedbirlerinden olması nedeniyle yasada tahdidi olarak sayılmıştır. Genişletilmesi mümkün değildir. Yasada öngörülen hallerin dışında kişinin tutulması, muhakeme hukuku anlamında yakalama işlemi olarak nitelendirilemeyeceğinden, etkin pişmanlıkta yer alan “yakalanma” sonuçlarını da doğurmaz. Şüpheli veya sanık kaçak olmayıp adresi belli olan, kendisine kolaylıkla ulaşılabilecek veya çağrıldığında gelebilecek durumda bulunan kişilerden ise, çağrı yapılmadan kolluk tarafından tutulması TCK`nın 221.maddesi yönünden “yakalanma” sayılmayacaktır.

Av. MESUT ÖZER