Hakim ve Savcıların Soruşturulması Usulü

Kamu görevinin etkin ve kesintisiz biçimde sürdürülmesi ve soruşturulmasında kamu yararı bulunmayan kimi iddialarla ilgili gereksiz işlem yapılmasının önüne geçilmesi amacıyla kamu görevlilerinin bağlı bulundukları yasalara göre özel soruşturma usulleri öngörülmüştür.

Nitekim, hakim ve savcılarla ilgili olarak da 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununu 82 ve müteakip maddelerine göre “görevden doğan veya görev sırasında işlenen suçlardan dolayı” soruşturma yapılması izne bağlanmış, aynı Yasanın 90. maddesi gereğince birinci sınıfa ayrılmış hakim ve savcılar için Yargıtay`ın ilgili ceza dairesi, birinci sınıfa ayrılmayan hakim ve savcılar savcılar için de bağlı bulundukları yargı çevresindeki Ağır Ceza Mahkemesi kovuşturma mercii olarak belirlenmiştir.

Hakim ve savcıların kişisel suçları ile ilgili soruşturma en yakın Ağır Ceza Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılır. Bu suçlar yönünden kovuşturma mercii aynı yargı çevresindeki Ağır Ceza Mahkemesidir. (2802 sayılı Kanunun 93.maddesi).

Ağır Ceza Mahkemesinin görevine giren suçüstü halinde ise soruşturma genel hükümlere göre bizzat Cumhuriyet savcısı tarafından yapılacaktır. (Aynı Yasa 94. madde)

Hakim ve savcıların görev suçları yanında görev sırasında işledikleri suçlar yönünden de özel soruşturma usulü benimsenmiştir. Ancak bu kuralın iki istisnası bulunmaktadır;

1- Ağır cezalık suçüstü hali,

2-Türk Ceza Kanununun 302, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 316. maddelerinde yer alan suçların işlendiği iddiasıyla yapılan soruşturmalar. (CMK`nın 161/8. maddesi gereğince)

Bu iki istisna halinin mevcudiyeti durumunda, 2937 sayılı Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununun 26.maddesinde belirtilen kişiler dışında kalan tüm kamu görevlilerinin, görevden dolayı ya da görev sırasında işledikleri suçlarla ilgili soruşturma genel hükümlere göre yapılacaktır. 

Ağır cezalık suçüstü hali 5271 sayılı CMK`nın 2/1-j maddesi ile 5235 sayılı Kanunun 12.maddesi çerçevesinde belirlenmelidir.

Ağır cezalık suçlar, Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkileri hakkındaki 5235 sayılı Kanunun 12. maddesinde belirtilen suçlardır. Bu durumda 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamında kalan tüm suçlar Ağır Ceza Mahkemesinin görevine girmektedir.

Suçüstü hali ise, 5271 sayılı CMK`nın 2/1-j bendine göre; işlenmekte olan suçu, henüz işlenmiş olan fiil ile fiilin işlenmesinden hemen sonra kolluk, suçtan zarar gören veya başkaları tarafından takip edilerek yakalanan kişinin işlediği suçu, fiilin pek az önce işlendiğini gösteren eşya veya delillerle yakalanan kimsenin işlediği suçu ifade eder.

CMK` nın 161/8. maddesinde sayılan, TCK`nın 302, 309, 311, 312. maddelerinde düzenlenen suçlar, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlardan olup geçitli suçlardaki özellik nedeniyle içerisinde örgüt üyeliğini de barındırmaktadır. TCK`nın 314.maddesinde tanımlanan suç silahlı terör örgütü kurmak, yönetmek ve örgüte üye olmaya ilişkindir. Dairemizce de benimsenen yerleşik yargısal kararlara göre, örgütü yönetmek ya da örgüte üye olmak suçları temadi eden suçlardan olması itibariyle bu suçların, temadinin hukuki ve fiili kesintiyle sona ermesine kadar işlenmeye devam ettiği kabul edilmektedir. Kesinti tarihi suç tarihidir. Fiili olarak terör örgütünden daha önce ayrılmış olmamak ve faaliyetlere devam ediyor olmak koşuluyla, terör örgütün yöneticisi ya da üyesinin yakalanma tarihi ağır cezalık suçüstü hali olarak kabul edilebilecektir.

Buna göre, ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçüstü halinde, herhangi bir izin sistemi getirilmediği gibi, suçun türüne veya yapılan göreve ya da sahip olunan ünvana ilişkin herhangi bir ayırım yapılmadığından hakim ve Cumhuriyet savcılarının soruşturulması genel hükümlere göre yapılacaktır. (Ceza Genel Kurulu 19/02/2013 tarih ve 2011/5.MD-137 esas, 2013/58 sayılı kararı)

Av. Mesut ÖZER