Düşünce ve kanaat hürriyeti Anayasamızın Temel Haklar ve Ödevler bölümünde düzenlenmiştir. Anayasanın 25’inci maddesinde “Herkesin düşünce ve kanaat özgürlüğüne sahip olduğu, kimsenin düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamayacağı, düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanıp suçlanamayacağı” ifade edilmiştir. Yine Anayasanın 26’ıncı maddesinde, “herkesin düşünceyi açıklama ve değerlendirme hürriyetine sahip olduğu” belirtilmiştir.
Yine Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10’uncu maddesinde ifade özgürlüğü başlığı altında; herkesin görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahip olduğu, bu hakkın kanaat özgürlüğü ile kamu otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir almak ve vermek özgürlüğünü de içerdiği, kullanılması görev ve sorumluluk yükleyen bu özgürlüklerin demokratik bir toplumda, zorunlu tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamu emniyetinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesinin sağlanması için yasayla öngörülen bazı biçim koşullarına, sınırlamalara ve yaptırımlara bağlanabileceği belirtilmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, açıklanan düşüncenin yalnız içeriğinin değil, ifade yol ve şeklinin de 10’uncu maddenin koruması altında olduğunu belirtmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10’uncu maddesinde garanti altına alınan düşünceyi açıklama özgürlüğünün demokratik toplumlardaki önemini bu konuya ilişkin davaların hemen hepsinde açık ve net bir biçimde vurgulamaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, fertlere fikirlerini açıklama imkânının verilmesini, kişilerin ve toplumun ilerlemesinin temel şartı olarak değerlendirmektedir.
Bilgi ve düşünceleri edinme ve yayma günümüzde internet gibi yeni teknolojilerin gelişimi ile daha da yaygınlaşmıştır. AİHS’in 10.maddesinin ilk fıkrası AİHM tarafından geniş yorumlandığı için internet de 10. Madde koruması kapsamındadır. Mahkeme’ye göre internet siteleri, erişilebilirlikleri ve çok sayıda veriyi saklamak ve yaymak konusundaki yeterlilikleri sebebiyle, kamuoyunun güncel haberlere erişimine ve daha genel olarak haberlerin iletilmesinin kolaylaşmasına büyük oranda hizmet etmektedir.
Anayasa Mahkemesi internetin modem demokrasilerde başta ifade özgürlüğü olmak üzere temel hak ve özgürlüklerin kullanılması bakımından önemli bir araçsal değere sahip bulunduğunu belirtmiştir. Mahkeme’ye göre internet ortamında düşüncelerin açıklanması ve yayılması basılı yayınlara oranla daha kolay, ucuz, hızlı ve yaygındır. Ulaşılabilirliği, haber ve fikirlerin saklanma süresi ve kapasitesi ile hacimce büyük haber ve fikirleri iletme imkanı gözetildiğinde internet, halkın haber almasının ve bilgilerin iletilmesinin gelişimde önemli bir role sahiptir. İnternet, herhangi bir sınırlama gözetmeksizin herkesin haber ve fikirlere ulaşması ile fikirlerini yayması noktasında çok önemli bir imkan sağlamaktadır. Mahkeme internetin Anayasa’nın 26.maddesinde düzenlenen ifade özgürlüğünün güvencesi altında olduğunu kabul etmiştir. Mahkeme’ye göre başta ifade ve basın özgürlüğü olmak üzere internet özgürlüğü ile bağlantılı diğer hak ve özgürlüklerin demokratik bir toplumdaki yaşamsal önemi nazara alındığında internet konusunda kamu gücünü kullanan makamların ve mahkemelerin çok hassas davranmaları gerektiği açıktır. İnternet bağlamında son yıllarda ortaya çıkan bir konu sosyal medya organlarıdır. Sosyal medya organları, medya içeriğini oluşturmak yayınlamak ve yorumlamak şeklinde bireysel katılıma imkan veren, şeffaf ve karşılıklı iletişim kurulan bir platformdur. Bu gibi internet siteleri günümüzde sosyal medyada dünyadaki tüm kullanıcıların bir arada iletişime geçebildiği yorum, mesaj, bilgi, eleştiri, satış tanımlamaların yapıldığı etkili bir alan haline gelmiştir. Bu tür internet siteleri büyük miktardaki verileri saklama ve yayınlama kapasitesi ile bunların erişilebilirliği sayesinde toplumun gündem oluşturmasına, gündemin takibini ve bilgi alışverişini kolaylaştırmaya büyük ölçüde katkı sağlamaktadır. Anayasa Mahkemesi’ne göre sosyal medya organları kişilerin bilgi ve düşüncelerini açıklama, karşılıklı paylaşma ve yaymaları için vazgeçilmez niteliktedir ve bu nedenle düşünceyi açıklamanın günümüzde en etkili ve yaygın yöntemlerinden biri haline gelen internet ve sosyal medya araçları konusunda yapılacak düzenleme ve uygulamalarda devletin ve idari makamların çok hassas davranmaları gerekmektedir.
Anayasa Mahkemesi, internetin önemini kabul etmekle birlikte internet üzerinden iletilen her türlü haber ve düşüncenin Anayasa’nın 28. İla 32. Maddelerinde güvence altına alınan basın özgürlüğü kapsamında kabul edilmeyeceği kanaatindedir. Mahkeme öncelikle internetin geleneksel medya ve basın kuruluşlarından farklı olarak herhangi bir editöryal kontrol olmaksızın anında haber ve fikirlerin yayılması imkanı sağladığını, tamamen dağıtılmış bir sistem olarak hakim bir konum olmaksızın temel bilgi ve kaynağı şeklinde faaliyet gösterdiğini ve etkileşimli bir kitle iletişim aracı olarak kullanıcıların karşılıklı haber ve fikir alışverişi yapmalarına imkan tanıdığını belirtmiştir. Mahkeme belirtilen sebeplerle internetin faaliyet alanının çevresini tam olarak çizilemeyeceğini kabul etmektedir. Mahkeme bunun ardından internet haberciliğinin, basının temel işlevi olan gözetleyici görevini yerine getirdiği sürece basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilebileceğini belirtmiştir. Örneğin geleneksel gazetecilik faaliyetine benzer şekilde yayın yapan internet sitelerinin basın özgürlüğünün sağladığı güvenceden yararlanabileceği kabul edilmiştir. Bu noktada Anayasa Mahkemesi tarafından basının temel işlevi yerine getirme şeklinde bir ölçüt uygulanmaktadır.
Ancak internette yayınlanan görüşlerin, yazı veya sözler ile verilen mesajların şiddete çağrı, tahrik ve teşvik edici ya da silahlı direnişe ve isyana davet şeklinde veya insanda saldırgan duygular oluşturacak biçimde anlamsız bir nefret yaratarak şiddetin doğmasına uygun bir ortamı kışkırtacak nefret söylemi olup olmadığı değerlendirilmeli, doğrudan veya dolaylı şiddete çağrı var ise sanığın kimliği, konumu, konuşulan yer ve zamanı gibi açık ve yakın tehlike testi bakımından analize tabi tutulmalıdır.
İfade özgürlüğü sadece memnuniyetle karşılanan zararsız veya önemsiz sayılan insanların kayıtsız kalabileceği bilgi ve fikirler için değil, aynı zamanda demokratik toplumu şekillendiren çoğulculuğun, hoşgörünün ve geniş fikirliliğin doğasında bulunan bir gereklilik olarak saldırgan, şok eden, rahatsızlık veren veya ayrılık yaratabilen fikirler için de uygulanabilmelidir şeklinde değerlendirmede bulunarak, 3713 Sayılı Yasanın 7/2-b maddesinin uygulanmasına yönelik önceki içtihatlardaki kapsamı genişletmiştir.
13/07/2018
Av. Mesut ÖZER