İcra hukuk mahkemesi kararlarının TEFHİMİ’nden ne anlaşılması gerektiği:

İcra Mahkemesi kararlarının “tefhim”inden ne anlaşılması gerekir?

2004 sayılı İcra İflas Kanunu m. 363/son cümle “İstinaf yoluna başvuru süresi tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren on gündür.” şeklindedir.

Peki mahkeme kararının tefhimi ne demektir?

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297 nci maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının;
a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,
b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini,
c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri,
ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini,
d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını,
e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi,
içermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur.

6100 sayılı HMK.nun “Hüküm” başlıklı 321. maddesinde aynen;
“Hüküm
MADDE 321– (1) Tahkikatın tamamlanmasından sonra, mahkeme tarafların son beyanlarını alır ve yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Taraflara beyanda bulunabilmeleri için ayrıca süre verilmez.
(2) Kararın tefhimi, mahkemece hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte açıklanması ile gerçekleşir. Ancak zorunlu hâllerde, hâkim bu durumun sebebini de tutanağa geçirmek suretiyle, sadece hüküm özetini tutanağa yazdırarak kararı tefhim edebilir. Bu durumda gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması gerekir.” hükmü düzenlenmiştir.
321. maddedeki “hükme ilişkin tüm hususlar”dan kastedilen HMK.nun 297. maddesindeki unsurlardır.
Bu nedenlerle tefhim edilecek hüküm HMK.nun 297/2. maddesindeki unsurları taşımakla birlikte HMK.nun 321. maddesi uyarınca gerekçeli olmak zorundadır. Ancak Mahkemelerin iş yoğunluğu ve buna bağlı olarak duruşma dosyalarının çokluğu nedeni ile gerekçenin duruşmada yazdırılamaması halinde gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması gerekir.

Yine İstinafa Başvuru süresi
MADDE 345- (1) İstinaf yoluna başvuru süresi iki haftadır. Bu süre, İLAMIN USULEN TARAFLARDAN HER BİRİNE TEBLİĞİYLE İŞLEMEYE BAŞLAR.
Bu yasal şekil yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir (Hukuk Genel Kurulu – 2007/14-778 E, 2007/611 K, sayılı ilamı).
Halen yürürlükte olan 2004 sayılı İcra İflas Kanunu m. 363/son cümle “İstinaf yoluna başvuru süresi tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren on gündür.” İcra mahkemelerince verilen nihaî kararlara karşı kanun yoluna başvurma süresi, karar yüze karşı verilmişse nihaî kararın taraflara tefhimi, yokluklarında verilmiş ise tebliği tarihinden itibaren10 gündür. Taraflar hükmün tefhiminin HMK.nun 297/2. maddesinde sayılan unsurları taşımaması halinde hak ve borçlarını bilemeyeceklerinden istinaf süresini kaçırmamak, hak kaybına uğramamak için kararı gereksiz yere temyiz etmek zorunda kaldıkları bir gerçektir. Bu nedenlerle hükmün tefhimi sırasında HMK.nun 297/2. maddesinde belirtildiği üzere “taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu husus öğretide tartışılmış olup; yüze karşı verilen hükümlerin ayrıca taraflara tebliğ edilmesinin gerekip gerekmediği tartışılmış; sonuç olarak “6100 sayılı HMK düzenlemesinde, tefhim edilen karar ister gerekçeli olsun ister gerekçeli karar daha sonra yazılsın, gerekçeli karar için TEBLİĞ ZORUNLUDUR; hükmün bir sureti, isteyene elden verilecek, diğerine ise hemen tebliğe gönderilecektir. (HMK m. 301 f. I) İSTİNAF BAŞVURUSUNUN SÜRESİ, HÜKMÜN TARAFLARDAN HER BİRİNE TEBLİĞİ İLE AYRI AYRI BAŞLAR (HMK m. 345). (Prof. Dr. Bilge Umar, HMK Şerhi, Yetkin yayınları, 2014, syf. 895).

Asıl önemlisi usul hukukumuz 6100 sayılı HMK’nun yürürlüğe girmesi ile tamamen değişmiştir. Her ne kadar 2004 sayılı İcra İflas Kanunu m. 363/son cümle “İstinaf yoluna başvuru süresi tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren on gündür.” denmiş ise de  tefhimden ne anlaşılması gerektiği 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK’nın 321.maddesinin 2.fıkrasına göre; KARARIN TEFHİMİ, MAHKEMECE HÜKME İLİŞKİN TÜM HUSUSLARIN BİRLİKTE AÇIKLANMASI İLE GERÇEKLEŞİR. Kararın tefhimi için hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte açıklanamadığı ve bu nedenle zorunlu olarak hüküm özetinin tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması gerekir. Bu hüküm doğrultusunda, hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte tefhim edilmediği hallerde gerekçeli kararın taraflara tebliği zorunludur ( Anayasa Mahkemesi Başkanlığı’nın ( İkinci Bölüm ) 20.03.2014 gün ve 2012/1034 Başvuru sayılı kararı da aynı yöndedir ). Mahkemece, taraflara tefhim edilen kısa kararda ( hüküm özeti ) hükmün tüm unsurları yer almakla birlikte kararın gerekçesinin tefhim edilememesi halinde temyiz süresi gerekçeli kararın tebliğinden itibaren başlar. Ancak, hüküm tüm unsurları ve gerekçesi ile birlikte tefhim edilmiş ise artık hükmün HMK’nın 321/2 maddesine göre usulüne uygun ve eksiksiz bir biçimde tefhim edildiği kabul edilir ve temyiz süresi tefhim tarihinden itibaren başlar. (YARGITAY 21. HUKUK DAİRESİ, E. 2015/13670, K. 2015/19965, T. 10.11.2015) Yerel mahkemenin gerekçeli mahkeme kararı incelendiğinde hüküm özetinin 26/04/2018 tarihinde verildiği, herhangi bir gerekçe belirtilmeden açtığımız İHALENİN FESHİ DAVASININ REDDİNE dendiği, HMK m. 297’de belirtildiği gibi 04/05/2018 tarihinde GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI ve bize tebliğ edilmeden 08/05/2018 tarihinde kesinleştirildiği görülecektir. Gerekçeli kararın bize tebliğ edilmemesi HMK.297, 298, 321 ve 342/2-ç, 345. Maddelerinde düzenlenen amir hükümlere, Anayasa Mahkemesi Başkanlığı’nın ( İkinci Bölüm ) 20.03.2014 gün ve 2012/1034 Başvuru sayılı kararı uyarınca gerekçeli karar hakkının ve adil yargılanma hakkında ihlali niteliğinde olup bu nedenle istinaf başvurumuzun kabulüne karar verilmesini talep etmekteyiz.
6100 sayılı Kanun’un “hukuki dinlenilme” başlıklı 27. maddesi, Anayasa’nın hak arama hürriyetini düzenleyen 36. maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin adil yargılanma hakkına ilişkin 6. maddesi nazara alındığında GEREKÇELİ KARARIN TARAFLARA TEBLİĞ EDİLMESİ GEREKTİĞİ AÇIKTIR. (Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin Esas : 2017/8995, Karar : 2017/1647, Tarih : 7.02.2017 sayılı kararı)
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi’nin, Esas No:2015/962, Karar No:2015/3934 K., Tarihi:26.5.2015 sayılı kararda da;
1-Basit yargılama usulünde tarafların tüm delilleri toplanıp, incelendikten ve son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin, HMK’nın 321/2. maddesi uyarınca kararı, gerekçesi ile birlikte yazması ve hükme ilişkin tüm hususları gerekçesi ile birlikte tefhim etmesi asıldır. Ne var ki, uygulamada aynı hükme dayanılarak zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucu (çoğu kez anılan madde hükmüne uygun olarak hazırlanmadan) tutanağa geçirilip, tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
YHGK’nın 03.12.2014 tarih ve 2013/22-1441 E., 2014/1000 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere;
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK’nın 321.maddesinin 2.fıkrasına göre; kararın tefhimi için hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte açıklanamadığı ve bu nedenle zorunlu olarak hüküm özetinin tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması gerekir. Bu hüküm doğrultusunda, hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte tefhim edilmediği hallerde gerekçeli kararın taraflara tebliği zorunludur (Anayasa Mahkemesi Başkanlığı’nın (İkinci Bölüm) 20.03.2014 gün ve 2012/1034 Başvuru sayılı kararı da aynı yöndedir). Mahkemece, taraflara tefhim edilen kısa kararda (hüküm özeti) hükmün tüm unsurları yer almakla birlikte kararın gerekçesinin tefhim edilememesi halinde temyiz süresi gerekçeli kararın tebliğinden itibaren başlar. Ancak, hüküm tüm unsurları ve gerekçesi ile birlikte tefhim edilmiş ise artık hükmün HMK’nın 321/2 maddesine göre usulüne uygun ve eksiksiz bir biçimde tefhim edildiği kabul edilir ve temyiz süresi tefhim tarihinden itibaren başlar. İİK’NIN 363. MADDESİNDE YER ALAN VE TEMYİZ SÜRESİNİN BAŞLANGICINA ESAS ALINAN TEFHİM KAVRAMININ “HÜKME İLİŞKİN TÜM HUSUSLARIN GEREKÇESİ İLE BİRLİKTE AÇIKLANDIĞI HAL” OLARAK ANLAŞILMASI ZORUNLUDUR. Tarafların, gerekçeli karar tebliğ edilmeden önce, temyiz süre tutum dilekçesi veya gerekçeli temyiz dilekçesi sunmak suretiyle kararı temyiz ettikleri hallerde, kararın gerekçesini dikkate alarak yeni temyiz gerekçelerine dayanması mümkün olduğundan, GEREKÇELİ KARARIN TARAFLARA TEBLİĞİ GEREKİR.
Yargılama sonunda şikayetin reddine şeklinde verilen kısa karar, taraf vekillerinin yüzüne karşı 30.09.2014 tarihinde tefhim edilmiş ve gerekçeli karar daha sonra yazılmış ise de şikayetçi vekiline tebliğ edilip edilmediği anlaşılmamıştır. Tefhim edilen kısa kararda hükmün yasal unsurları tümüyle yer almamaktadır. İİK’nın 363. maddesi uyarınca tefhimden itibaren temyiz süresinin başlaması hükmün HMK’nın 321/2. maddesi uyarınca yazılıp, tefhimine bağlıdır. ”

Av. Mesut ÖZER