18 Yaşından Küçük Çocukların Karıştığı Trafik Kazası Sorumluluk
Küçük çocukların özellikle on yaşın altındaki çocukların trafik kazasına neden olmaları durumunda , çocuklara kusur yüklenmesi , tazminat hesaplarında yalnızca bir değer ölçüsüdür.
Aslında kusurlu olanlar küçük yaştaki çocuklarını sokakta oynamaya bırakan ya da kalabalık bir caddede çocuğuna sahip çıkmayan yani bakım ve gözetim sorumluluğunu yerine getirmeyen anne babalardır.
4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu MADDE 369:
“Ev başkanı, ev halkından olan küçüğün, kısıtlının, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunan kişinin verdiği zarardan, alışılmış şekilde durum ve koşulların gerektirdiği dikkatle onu gözetim altında bulundurduğunu veya bu dikkat ve özeni gösterseydi dahi zararın meydana gelmesini engelleyemeyeceğini ispat etmedikçe sorumludur.
Ev başkanı, ev halkından akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunanların kendilerini ya da başkalarını tehlikeye veya zarara düşürmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür.
Zorunluluk halinde gerekli önlemlerin alınmasını yetkili makamdan ister.”
4721 Sayı.lı Türk Medeni Kanunu MADDE 13
|
D. AYIRT ETME GÜCÜ
Yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes, bu Kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir. |
Küçük çocukların veya ayırtım gücünden yoksun olanların neden oldukları trafik kazalarından kaynaklanan zararların giderimi davalarında , ana baba veya vasi , hem TMK 369. maddesine göre doğrudan ve hem de TBK.49 ve devamı maddelerine göre veli ve vasi olarak dava edilmelidir. Bu konu özelikle zamanaşımı süresinde dikkate alınacaktır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 369. maddesinde ev başkanının, ev halkından olan küçüğün, kısıtlının, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunan kişinin verdiği zarardan, alışılmış şekilde durum ve koşulların gerektirdiği dikkatle onu gözetim altında bulundurduğunu veya bu dikkat ve özeni gösterseydi dahi zararın meydana gelmesini engelleyemeyeceğini ispat etmedikçe sorumlu olduğu düzenlendiğinden ev başkanının babası olması nedeniyle oluşan manevi zarardan sorumlu olacağına hükmedilmiştir.
YARGITAY4. Hukuk Dairesi 2018/1646 E. , 2019/5071 K. ve 06/11/2019 tarihli kararında ” davacının taksirle yaralanmasına neden olma suçundan mahkumiyet kararı verildiği, anılan bu davalının ceza dosyasındaki eyleminin davacının kişilik haklarına saldırı niteliğini taşıdığı, eylem tarihinde davalı …’ın reşit olmadığı, aile hukukuna ilişkin velayet hakkından kaynaklanan sorumluluk hali sebebiyle velayet hakkını kullanan baba davalı …’in de eylemden sorumlu olduğu düşünülerek aile mahkemesi sıfatıyla davacı lehine manevi tazminata hükmedilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 369. maddesinde ev başkanının, ev halkından olan küçüğün, kısıtlının, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunan kişinin verdiği zarardan, alışılmış şekilde durum ve koşulların gerektirdiği dikkatle onu gözetim altında bulundurduğunu veya bu dikkat ve özeni gösterseydi dahi zararın meydana gelmesini engelleyemeyeceğini ispat etmedikçe sorumlu olduğu düzenlenmiş olup, mahkemece, davalı …’in, diğer davalı …’ın babası olması nedeniyle oluşan manevi zarardan sorumlu olacağına hükmedilmiştir.
Dosya kapsamından, davalı …’in aracın sürücüsü, diğer davalı …’in ise aracın maliki olduğu ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 3. maddesi kapsamında araç işleten sıfatını haiz olacağı ve aynı Kanun’un 85. maddesine göre de motorlu aracın işleteninin doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulacağı gerekçesiyle işbu davanın açıldığı, bu nedenle Türk Medeni Kanunu’nun 369. maddesi uyarınca aile başkanı sıfatına dayalı olarak açılmış bir dava bulunmadığı anlaşılmıştır. Eldeki davanın aile başkanlığı sıfatına dayalı olarak Türk Medeni Kanunun 369. maddesi kapsamında açılmış bir dava olmadığı dikkate alınarak, davaya asliye hukuk mahkemesinde bakılması gerekirken kanunun emredici düzenlemesine aykırı olarak aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde davanın esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş; kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir ve açıklanan nedenlerle BOZULMASINA karar verilmiştir. 26.03.2020
Av. TAYBET ÖZER