TESADÜFEN ELDE EDİLEN DELİL VE PROPAGANDA SUÇU

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 22.05.1995 tarih, 9-123 esas, 153 karar sayılı kararında; “Propaganda; muayyen bir görüşün toplum içinde yayılmasını, fikir ve kanaatlerin kökleşmesini sağlamak için, bu amacın gerçekleşmesine yönelik olarak her türlü maddi ve manevi araca başvurarak, telkin, teşvik ve etkide bulunmaktır. Muhatapların fikirlerini değiştirip, kendi saflarında yer almalarını sağlayıcı fiili ve etkili eylemler propagandayı oluşturur.” şeklinde bir tanım yapmıştır. Bu tanıma göre propaganda bir düşünce açıklamasıdır. Düşünceyi yayma, benimsetme ve bu suretle de bu düşünceye taraftar toplama amacını taşır. İfade özgürlüğü, Anayasanın 25 ve 26.maddeleri ile basın hürriyeti bağlamında 28.maddesinde, Anayasanın 90. maddesi gereğince iç hukukumuzun bir parçası haline gelen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin de 10.maddesinde teminat altına alınmıştır. 3713 sayılı Kanunun 7/2.maddesi anlamında propaganda suçunun oluşması için, propagandası yapılan örgütün aynı Kanunun 1.maddesinde tanımlanan bir terör örgütü olması gerekir. 3713 sayılı Kanunun 7/2.fıkrası, 1. cümlesinde tanımlanan suç yönünden terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini, meşru gösterecek, övecek, bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapmak suç sayılmıştır. Somut olayda sanığın facebook isimli sosyal paylaşım sitesinde 10/03/2017 tarihinde video paylaştığı, video içeriğinde PYD terör örgütüne ait bayraklar ile örgütün kullandığı marşların bulunduğu, marş içeriğinde örgüt üyesi Mazlum DOĞAN’ın adının geçtiği gibi, baş kaldırış, Kürtlerin baş kaldırışı, Mazlum’un ateşi kelimelerinin yer aldığı, Ancak sanığın yakalanmasına esas 27/04/2018 tarihli tutanak incelendiğinde görevli polis memurlarının şüphe üzerine sanığı ve yanında bulunan tanığı durdurarak kimlik sordukları, gbt sorgularının yapıldığı, aranmadıklarının anlaşıldığı ancak polis memurlarınca Muttalip Parlak’n aranması nedeniyle Karşıyaka Emniye Müdürlüğüne davet ettikleri, devamında tutanak içeriğinden anlaşılacağı üzere sanıkların cep telefonlarından sosyal medya paylaşımlarını tespit ettikleri ve terör örgütü propagandası yapmak suçundan yasal takibat başlattıkları, Cep telefonları dijital delil niteliğinde olup bu materyaller üzerinde nasıl inceleme yapılması gerektiğini kanun koyucu tarafından CMK134 maddede açıklandığı, Buna göre ”Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturmada, somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması halinde, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından şüphelinin kullandığı bilgisayar ve bilgisayar programları ile bilgisayar kütüklerinde arama yapılmasına, bilgisayar kayıtlarından kopya çıkarılmasına, bu kayıtların çözülerek metin hâline getirilmesine karar verilir. (Ek üç cümle: 25/7/2018-7145/16 md.) Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararlar yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulur. Hâkim kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde çıkarılan kopyalar ve çözümü yapılan metinler derhâl imha edilir. Bilgisayar, bilgisayar programları ve bilgisayar kütüklerine şifrenin çözülememesinden dolayı girilememesi veya gizlenmiş bilgilere ulaşılamaması ya da işlemin uzun sürecek olması halinde çözümün yapılabilmesi ve gerekli kopyaların alınabilmesi için, bu araç ve gereçlere el konulabilir. Şifrenin çözümünün yapılması ve gerekli kopyaların alınması halinde, el konulan cihazlar gecikme olmaksızın iade edilir. Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine el koyma işlemi sırasında, sistemdeki bütün verilerin yedeklemesi yapılır. Üçüncü fıkraya göre alınan yedekten bir kopya çıkarılarak şüpheliye veya vekiline verilir ve bu husus tutanağa geçirilerek imza altına alınır. Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine el koymaksızın da, sistemdeki verilerin tamamının veya bir kısmının kopyası alınabilir. Kopyası alınan veriler kâğıda yazdırılarak, bu husus tutanağa kaydedilir ve ilgililer tarafından imza altına alınır’‘ şeklinde yasal düzenleme yapıldığı, Kolluk görevlilerin sanıkların ibrazı veya rızası dahilinde bile olsa cep telefonu içeriklerinde yasal düzenlemeye aykırı olarak arama veya araştırma yapmalarının hukuken mümkün olmadığı, somut olayda cep telefonunda ve içeriğinde arama yapılması için Cumhuriyet Savcısından veya ilgili mahkemeden herhangi bir karar talebinde bulunmadıklarının anlaşıldığı, Kolluk görevlilerinin sosyal medyada alenen yapılan paylaşımı tespit etmelerinde yasal bir sakınca bulunmadığı, ancak sanıklardan ele geçirilen cep telefonunda kayıtlı bulunan sosyal medya adresini usul hükümlerine aykırı olarak ele geçirmek sureti ile sanığın herkese açık sosyal medya adresine ulaşarak yasaya aykırı şekilde bu paylaşımları tespit etmeleri halinde yapılan tespit işleminin yasal ve geçerli bir nitelik taşıyamayacağı, zira bu durumda sanığın cep telefonu cihazı sadece vasıta olarak kullanılmakla kalmayıp, bilgisayar kütüğü vasfında bulunan cep telefonu üzerinde kayıtlı bulunan sosyal medya adresi verisinin ele geçirilerek bu verinin kullanılmak sureti ile suç delilinin elde edilmiş olması nedeni ile bu delilin hukuka uygun yöntemlerle elde edildiğinin kabulü mümkün bulunmamıştır. Sonuç olarak CMK.nın 134 madde hükümlerine aykırı olarak sosyal medya paylaşımlarının tespit edildiği ve delillerin yasaya aykırı olarak ele geçirildiği anlaşıldığından, sanığın beraatine karar verilmiştir. (T.C.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2.Ceza Dairesi Dosya  Esas 2020/76, Karar:2019/292, 21/01/2020 tarihli kararı)

ÖZER & ÖZER HUKUK BÜROSU