Tutuklamanın Koşulları

TUTUKLAMA

Tutuklama, bir ceza yargılaması tedbiri olarak hem gerçeği bulmaya yardım eden hem de verilebilecek kararın uygulanmasını sağlamayı hedef alan bir işlemdir. Bu bakımdan, tutuklamanın üç amacı vardır. Birinci amaç, sanığın yargılamada hazır bulunmasını sağlamaktır. Sanığın kaçma şüphesi nedeniyle tutuklandığı durumlarda bu amaç ön plana çıkar. İkinci amaç, yargılama makamının dava konusu olayı ve buna ilişkin delilleri sağlıklı bir biçimde saptamasını sağlamaktır. Sanık delilleri karartma şüphesi nedeniyle tutuklandığında bu amaç göz önünde tutulmuştur. Tutuklamanın üçüncü amacı ise; cezanın yerine getirilmesini sağlamaktır. Çünkü uygulanamayacak bir karar için yargılama yapmaya gerek yoktur. Sanık, verilecek cezanın yerine getirilmesini sağlamak için tutuklandığında ise üçüncü amaca ulaşılmak istenmiştir.
C- TUTUKLAMANIN ŞARTLARI
Tutuklama ancak kanunda sayılı hallerde müm¬kündür. Bu haller genel olarak delillerin korunması ve kamu düzenine saygı fikirlerine bağlanabilir.
I-MADDİ ŞARTLAR
Tutuklamanın üç olumlu, bir de olumsuz şartı vardır: Olumlu şartlar, şüphelinin fail veya şerik olduğuna dair kuvvetli belirti bulunması, tutuk¬lama sebebinin mevcut bulunması ve orantılılık ilkesine uygun bulunmasıdır. Olumsuz şart, tu¬tuklama yasağının bulunmamasıdır. 2253 Sayılı Yasa’nın 19/3. maddesine göre aşağı haddi üç yılı aşmayan hürriyeti bağlayıcı cezayı müstelzim fiillerden dolayı kovuşturma ve yargılama safhasında (18 yaşından) küçükler hakkında tu¬tuklama karan verilemez. Yine 5271 Sayılı CMK madde l00/4’e göre: “Sadece adli para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı iki yıl¬dan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı ve¬rilemez.” Bu yasa maddeleri tutuklama yasağını ifade etmektedir.
A) SUÇ İŞLEMİŞ OLMA ŞÜPHESİ
Avrupa İnsan Haklan Divanı’na göre kuvvetli emarelerin varlığı her ne kadar tutuklama tedbiri için olmazsa olmaz şart ise de tek başına tu¬tuklama sebebi teşkil edemez. Ayrıca suçluluk hakkında kuvvetli belirti bulunmalıdır. Basit ve soyut şüphe tutuklama kararı vermek için yet¬mez. Şüphenin kamu davasını açma konusunda¬ki yeterli şüpheden daha kuvvetli olması gere¬kir. Bu husus 5271 Sayılı CMK madde 100’de şöyle ifade edilmiştir: “Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama ne¬deninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir.”
B)TUTUKLAMA SEBEPLERİNİN VARLIĞI
B1- KAÇMA VEYA SAKLANMA ŞÜPHESİ
Kaçma, şüpheli ve/veya sanığın kasten adli makamların kendisini mahkemeye davetini veya diğer yargılama işlemleri için gerektiği biçimde hazır bulundurulmasını imkânsız kılması de¬mektir. Kaçma hem yurtdışına kaçmayı, hem de bulunamayacağı bir yere gitmeyi ve saklanmayı kapsar.
B2- DELİLLERİ KARARTMA ŞÜPHESİ
Suçluluğu hakkında kuvvetli şüphe bulunan kişi, delillerin yok edilmesi, gizlenmesi veya değiş¬tirilmesi tehlikesi varsa tutuklanabilir. Delil ola¬rak kullanılma niteliği bulunmayan ve olayla il¬gisiz şeyleri etkileme, delilleri etkileme kavramına girmez. Olayın aydınlandığı, delilerin güven¬ce altına alındığı veya zaten karartıldığı durum¬larda karartma tehlikesi bulunmadığından tu¬tuklama yoluna gidilmemelidir.

B3- TUTUKLAMAYI GEREKTİREN SUÇLAR
5271 Sayılı CMK madde 100/3’e göre liste halin¬de verilen suçların işlenmesi durumunda bu suçların işlenmesi kuvvetli şüphesi mevcutsa kaçma ve delilleri karartma şüphesi olmasa da tutuklanabilir. Bu suçlar şunlardır:
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; (2)
1. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78),
2. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),
3.(Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Silahla işlenmiş kasten yaralama (madde 86, fıkra 3, bent e) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama (madde 87),
4. İşkence (madde 94, 95)
5. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),
6. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),
7.(Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Hırsızlık (madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149),
8. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
9. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220),
10. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 307, 308),
11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),
b) 10.7.1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.
c) 18.6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu.
d) 10.7.2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.

e) 21.7.1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.
f) 31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 110 uncu maddesinin dört ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçları.
g) (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 33 üncü maddesinde sayılan suçlar.
h) (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen suçlar.
B4-YENİDEN SUÇ İŞLEME TEHLİKESİ
Yeniden suç işleme tehlikesi tutuklama sebebi olarak kabul edilebilir. Alman Ceza Usul Ka¬nunu’nda (StPO, § 112a) kabul edilen bu ku¬rum, 1999 CMUK Tasarısı’nın 115/8 maddesi¬ne göre “suçun yinelenmesine engel olmak” şeklinde bir tutuklama nedeni olarak öngörülmüştür. Ancak bu husus 5271 Sayılı CMK’ ya bir tutuklama sebebi olarak alınmamıştır.
Sanığın öldürülmesi tehlikesi varsa, onun haya¬tını kurtarmak sonuç olarak ceza yargılamasının yapılabilmesinin mümkün kıldığından tutukla¬ma sebebi sayılabilir; ancak Anayasa ve CMK’ da bu durum bir tutuklama sebebi olarak yer alma¬mıştır.
B5-ADLİ KONTROL TEDBİRİNİN YETERSİZ KALMASI
5271 Sayılı CMK’nun 112. maddesi: “(1) Adlî kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir.
(2) (Ek: 24/11/2016-6763/24 md.) Birinci fıkra hükmü, azami tutukluluk süresinin dolması nedeniyle verilen adli kontrol tedbirinin ihlali hâlinde de uygulanabilir. Ancak, bu durumda tutuklama süresi ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde dokuz aydan, diğer işlerde iki aydan fazla olamaz ”
Aynı yasanın 105. maddesine göre: “103 ve 104 üncü maddeler uyarınca yapılan istem üzerine, merciince Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiin görüşü alındıktan sonra, üç gün içinde istemin kabulüne, reddine veya adlî kontrol uygulanmasına karar verilir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/23 md.) 103 üncü maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca yapılan istemler hariç olmak üzere örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar bakımından bu süre yedi gün olarak uygulanır. (Ek cümle: 11/4/2013-6459/15 md.) Duruşma dışında bu karar verilirken Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiinin görüşü alınmaz. Bu kararlara itiraz edilebilir.”
2-TUTUKLAMANIN ŞEKLİ ŞARTLARI
A) KOVUŞTURMA ŞARTININ GERÇEKLEŞMİŞ OLMASI
Yargılamanın yapılması bir şarta bağlıysa tu¬tuklama karan verebilmek için önce bu şartın gerçekleşmiş olması gerekir. Ancak CMK’nun 90/3. maddesine göre: “Soruşturma ve kovuştur¬ması şikâyete bağlı olmakla birlikte, çocuklara, beden veya akıl hastalığı, malullük veya güçsüz¬lükleri nedeniyle kendilerini idareden aciz bulu¬nanlara karşı işlenen suçüstü hallerinde kişinin yakalanması şikâyete bağlı değildir.”
Bu halde şüpheli şikâyet edilip edilmeyeceği an¬laşılıncaya kadar hâkim önüne çıkarılıp tutuklanmış olabilir. Ayrıca ağır cezalık suçüstü ha¬linde kovuşturma şartı olan yasama dokunulmazlığının kaldırılması aranmaksızın tutuklama karan verilebilmektedir.
B) BAŞKA TEDBİRLERLE YARGILAMANIN AMACINA ULA¬ŞILAMAYACAK OLMASI
5271 Sayılı CMK’nun “Tutuklama kararı” başlık¬lı 10l/1. maddesine göre: “Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasana cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasana cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re’sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukuki ve fiili ne¬denlere yer verilir.”
C) HAKİM KARARI
Tutuklama kişi özgürlüğünü en ağır biçimde sınırlandıran bir tedbir olduğu için tutuklama kararı münhasıran hâkim tarafından verilebilir. Bu kuralın istisnası yoktur. Yani hâkim dışında hiçbir kimse tutuklama kararı veremez. Anayasanın 38/10. maddesine göre: ‘İdare kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz.’ Her ne kadar tutuklama kararı bir müeyyide değil, tedbir ise de yine savcı dâhil idari organlara tutuklama yetkisi veren bir kanun hükmü mevcut değildir. Örneğin TTK madde 1472’de yer alan ‘kaptanın tevkif yetkisi’, hukuk tekniği açısından tutuklama değil, yakalamadır.
5271 Sayılı CMK madde 101’e göre: ‘Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasana Cumhuriyet Savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasana cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re’sen mahkemece karar verilir…’
Tutuklama kararının gerekçeli olması gerekir. 5275 sayılı İnfaz Kanunu’nun 112. maddesine göre: ‘Sanığın tutukevine kabul edilebilmesi için hâkim veya mahkeme tarafından verilmiş bir tutuklama kararının bulunması zorunludur.’ 10.09.2017

Av. Mesut ÖZER