Akaryakıt piyasası ile ilgili kurum olan Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) birçok şirketin lisans başvurusunu iptal etmekte, var olan lisansları geçici olarak durdurmaktadır.
5015 Sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun İdari Yaptırımlar başlıklı 20. maddesinin 8. fıkrası şu şekildedir: ”
(Ek fıkra: 28/3/2013-6455/45 md.) 5607 sayılı Kanunda belirtilen kaçakçılık fiillerinin işlendiği tespit edilen rafineri hariç her türlü tesiste lisansa tabi tüm faaliyetler kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya mahkeme kararı kesinleşinceye kadar Kurum tarafından geçici olarak durdurulur ve bu süre içinde söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans verilmez. Kesinleşmiş mahkeme kararına göre lisans sahiplerinin lisansı iptal edilir. Lisans sahibine verilen idari para cezası ödenmeden lisansa konu tesis için lisans verilmez.”
EPDK lisansları durdururken veya yeni başvuruları reddederken yasal dayanak olarak 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun 20/8. fıkrasını gerekçe göstermektedir. 5015 Sayılı Kanunun 20. Maddesinin 8 inci fıkrasında yer alan 5607 sayılı Kanunda belirtilen kaçakçılık fiillerinin işlendiği tespit edilen cümlesindeki akaryakıt kaçakçılığı ne demektir?
Akaryakıt kaçakçılığı; ulusal marker uygulamasına tabi olup da Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) belirlediği seviyenin altında ulusal marker içeren veya hiç marker içermeyen akaryakıtın ticari amaçla üretilmesi, bulundurulması, nakledilmesi, satışa sunulması, satılması veya akaryakıtın bu özelliğini bilerek ticari amaçla satılması akaryakıt kaçakçılığı suçunu oluşturmaktadır.
Peki suçsuzluk karinesi ne demektir? Suçsuzluk karinesi; adından da anlaşılacağı üzere kişinin/firmanın suçluluğu kesin hükümle yani bir mahkeme kararı ile sabit oluncaya kadar suçlu sayılmasını ve ceza hukuku yaptırımlarına tabi tutulmamasını ifade eder. Suçsuzluk karinesi temel bir insan hakkıdır. Kişinin/firmanın daha soruşturma evresinde peşinen suçlu görülerek 5015 sayılı Petrol Yasası ve 5607 sayılı Kaçakçılık Kanunu’na göre peşinen suçlu görülmesi ve lisans iptal edilmeme, geçici olarak lisans durdurma veya yeni lisans başvurularının reddi yaptırımına uğratılması kişinin/firmanın peşinen suçlu olarak görülmesi anlamına gelir ki çağdaş ceza muhakemesi hukukunun ve Anayasa’nın kabul edebileceği bir durum değildir.
İHAS m. 6/2 uyarınca suçsuzluk karinesi ceza yargılamasının hem soruşturma hem de kovuşturma evresinde geçerli olan bir temel ilkedir. Akaryakıt şirketleri ile ilgili peşinen suçlu oldukları yönündeki ön kabul Anayasa’nın 38/4.fıkrasında suçsuzluk karinesine aykırıdır. İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinde m. 6/2. fıkrasında suçsuzluk karinesi tanımlanırken hakkında suç isnadı bulunan her kişinin/firmanın yasa uyarınca suçsuzluğu kanıtlanana dek denilmek sureti ile suçluluğu kanunlara göre ispat edilene dek suçsuzluk karinesinden yararlanır. Suçluluğu yasa uyarınca kanıtlanması kişi hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmünün bulunmaması demektir. İspat yükü davalı idareye düşer. İddia görevi hukuka aykırı bir fiili bulunduğunu ileri sürmekten ibaret olmayıp iddiayı ispata yönelik delillerin getirilmesini de kapsamaktadır. Eğer davalı idare veya soruşturma mercii delil getiremezse şüpheden sanık kişi/firma yararlanır.
Ceza muhakemesi ve bununla bağlantılı olarak idare hukuku ön yargı ile hareket ederek suçu işlediği isnadı veya varsayımı ile işe başlamamalıdır. Kişinin/firmanın isnat edilen suçu işleyip işlemediğini ispat etmek iddia makamına ve davalı idareye düşer. Kişinin/firmanın suçluluğu yasal olarak saptanmadan önce onun suçlu olduğu hissini telkin eden bir adli veya idari bir karar suçsuzluk karinesinin ihlalidir:
- Yargılamaya itham edilen Kişinin/firmanın suçu işlediği inancı ve varsayımı ile başlanamaz.
- İspat külfeti iddia makamındadır, bizim olayımızda davalı idarededir. Başka bir anlatımla Kişi/firma masum olduğunu ve hakkındaki iddiaların aksini ispat etmek zorunda değildir.
- “Şüpheden sanık yararlanır” ilkesi uyarınca suçun kanıtlanması için savcılık makamı yeterli delilleri getirmek zorundadır.
- Varsa kovuşturmanın esası yani sorumluluk konusunda bir karar verilmeksizin sırf şüphe üzerine bir ceza yahut tedbir uygulanması AİHS m.6/2’nin ihlalidir.
- Yargılama devam ederken dahi resmi makamların Kişinin/firmanın suçlu olduğuna ilişkin yaptıkları açıklamalar suçsuzluk karinesinin ihlali iken daha soruşturma aşamasında EPDK kesin bir hüküm varmış gibi yani müvekkilden önceki şirket olan YILMAZ OİL hakkında idari tedbir uygulamaktadır. Bu hususun suçsuzluk karinesinin ihlali olduğu açıktır.
Masumiyet (suçsuzluk) karinesi uyarınca bir kimsenin suçlu olarak nitelendirilebilmesi ve hakkında yaptırım uygulanabilmesi o kimsenin kesin hükümle mahkum olmasına bağlıdır. Bir kimsenin mahkum edilebilmesi için ise hakkında her türlü şüphenin bertaraf edilmesi gerekmektedir.
26/06/2018
Av. Mesut ÖZER